Kırmızı Şemsiyenin Altında
Ormanın derinliklerinde, gökyüzü aniden gri bulutlarla kaplandı ve gümüş rengi damlalar hızla toprağa inmeye başladı. Herkes bir yerlere kaçışırken, minik Uğur Böceği Benek, bir yaprağın altına sığınmış, ıslanmamaya çalışıyordu. Kocaman gözleriyle gökyüzünü izlerken, hemen yanındaki devasa mantarın üzerine tırmanmış olan arkadaşı Salyangoz Ağırbaş’ı fark etti. Ağırbaş, evini sırtında taşısa da yağmurun tadını çıkarmayı seviyordu. Mantarın geniş, kırmızı şapkası ona güvenli bir teras olmuştu. Benek’e aşağıdan seslendi: "Korkma küçük dostum! Bu mantar hepimize yeter, yağmur dindiğinde gökkuşağını ilk biz göreceğiz!" Benek, yaprağını sıkıca tutup mantarın gövdesine sokuldu. Su birikintileri yerde küçük göller oluştururken, ormanın bu minicik köşesinde sessiz bir dostluk hikayesi yazılıyordu. Yağmur aslında bir engel değil, onların bir araya gelmesi için bir bahaneydi.